21 Ekim 2017 Cumartesi

OKK 51.Blog Tur: Prensesim - Hyun Kyung Sohn / Kitap Tanıtımı


 Herkese merhaba!
OKK'nın 51. blog turunun konuğu Olimpos Yayınları'ndan çıkan Hyun Kyung Sohn'un Prensesim romanı!



Kitabımızı Tanıyalım^^




İmparatorluk hanedanında tatlı, eşsiz bir aşk! Seol hiçbir zaman Kore Krallığı'nın bir prensesi olmayı dilememişti. Aslında birçok part-time işte çalışan bir öğrenciden başka bir şey değildi. Kaderin cilvesiyle Seol, kendisini sarayda bulur ve prenses olma etiği üzerine ders almaya başlar. Sürpriz bir şekilde bu dersleri kendisine veren kişi de daha önce Seol'un başını derde sokan diplomat Hae Young olur. Görünüşe göre, Hae Young da Seol'a ders verme konusunda çok masum değildir. Kraliyet hazinesine  ulaşabilmek adına, Seol'u saraydan atmak için elinden geleni ardına koymayacaktır. Fakat farkında olmadan gün geçtikçe birbirine daha yakınlaşır ve bağlanırlar. Acaba Hae Young kraliyet hazinesinin peşinden koşmayı bırakıp Seol'u tercih edecek midir? Prensesim, hem Güney Kore hem de uluslararası boyutta izleyicileri tarafından çok sevilen tatlı ve unutulmaz bir romantik komedi dizisidir. 




Tur Takvimimiz^^


21.10.2017
Duyuru – Takvim – Çekiliş

22.10.2017
Fighting!!- Prenses ve Yaverleri.
Evil'in Dünyası - Ön Okuma.

23.10.2017
Kütüphanemden Kitap Manzaraları- Güney Kore Dizilerinden Uyarlama Kitaplar


24.10.2017
Yorum



ÇEKİLİŞ!!!

1 kişiye hediye ettiğimiz kitabımızı kazanmak isteyenleri Okuyan Kızlar Kulübü Instagram sayfasına bekliyoruz ;) 





Katkılarından dolayı Olimpos Yayınlarına teşekkür ederiz.




Takipte kalın^^

19 Eylül 2017 Salı

Shakespeare'i Öpmek - Pamela Mingle


Kitap Adı: Shakespeare'i Öpmek
Yazar: Pamela Mingle
Orijinal Adı: Kissing Shakespeare
Çeviri: Burcu Bingül
Yayınevi: Altın Kitaplar
 Sayfa Sayısı: 336
Basım: 2014

Beni çok kolay tavlayan kitaplar vardır. Belli konuları gördüğümde hemen atlarım. 
Zaman yolculuğu teması da bunlardan biridir. 
Zaman yolculuğuna Shakespeare, onu baştan çıkarmak gibi bir misyon da eklenince ve de kitap 9,90 indirimine girmiş olunca tarafımca hemen alınmıştır, arz  ederim. 

Miranda, Hırçın Kız adlı Shakespeare oyununda başrol oynamaktadır. Ancak oynadığı rol yıllarca annesi tarafından oynanmış, resmen onunla özdeşleşmiştir. Mesleki açmazlar içinde olan Miranda, zamanda yolculuk yapan Stephen tarafından 1581 yılına götürülür. 
Genç William Shakespeare bir rahibin etkisi altına girmek üzeredir. Eğer rahip olursa günümüze miras kalmış tüm eserleri de yok olacaktır. Geçmiş değişmek üzeredir ve Miranda'nın görevi genç Shakespeare'i baştan çıkararak rahip olmasını engellemektir. 
Ancak bu görev göründüğünden daha büyük tehlikeler içermektedir. 

 
Böyle bir konusu olan bir kitaba karşı koymak mümkün müdür? 
Konusu bu kadar ilgi çekici kitap maalesef inanılmaz acemi bir giriş yaptı. Kitabı okumadan önce yazarın emekli öğretmen olduğunu okumamış olsam kendisini 18-25 yaşları arasında zannederdim. 
Bu yaşlar arasındaki birinin ilk kitabını andıran bir dili vardı. Bu dil şükür ki sayfalar ilerledikçe gelişti. 

Yazar başlarda pek tasvir kullanmamayı tercih ettiği için doldurulamayan olaylar hızlıca geçiyormuş izlenimi veriyordu. 
Karakterler de bu acemilikten nasibini almıştı. Özellikle başlarda Flash TV oyuncusu gibi bir halleri vardı, inandırıcılıktan uzaktılar. Sonrasında ya yazar kalemi daha düzgün tutmaya başladı ya da ben bu duruma alıştım. Çünkü düzeliverdi her şey. Sadece Stephen'a başlarda verilen görevler üzerine o kadar oturmuştu ki, sonraki değişiklikler üzerinde eğreti durdu ne yazık ki. 

Yarıdan sonra kitap daha hoş bir hal aldı. 
Bazı kısımlarda ise kalbimi kırdı. :/

Döneme özgü güzel ayrıntılar verdiği, çarpıcı olaylar ele aldığı ise yadsınamaz.

Tüm eksiklerine rağmen okumaktan pişman olmadığım bir kitap oldu. 


Yazarın kitapları ise bu şekilde. Gurur ve Önyargı'ya da el attığı bir kitabı mevcut. Son iki kitapsa bir tarihi romans serisi. Yazarın diğer kitaplarını da denemek isterim. 

Bu kitabın kapağı da fena değildi, ben beğendim. 

PUANIM:


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

6 Eylül 2017 Çarşamba

Olur Böyle B*ktan Şeyler - Rick Springfield


Kitap Adı: Olur Böyle B.ktan Şeyler
Yazar: Rick Springfield
Orijinal Adı: Magnificent Vibration
Çeviri: Özlem Özarpacı
Yayınevi: Parodi Yayınları
 Sayfa Sayısı: 325
Basım: Mart 2015

Bilirsiniz dönem dönem Tanrıyla mesajlaşma, mailleşme ve hatta msn'de yazışma konulu kitaplar moda olur. Bu kitap da o furyadan sayılabilir. Bu kez mesajlaşmak kesmemiş olacak ki olay telefon konuşmasına evrilmiş. 

İnsanoğlunun bu arayışını bir nebze anlamakla birlikte bu tarz kitaplar bana hiç ama hiç sevimli gelmiyor. Zihnimdeki Tanrı imajıyla hiç uyuşmamasının ötesinde hem de. Bu kitabı da birkaç sayfadan fazla okuyamadım. 

Bölüm bölüm Tanrıyla telefon görüşmeleri, bölüm bölüm çocukluk anıları anlatılıyor. Ama nasıl bir sonuca bağlanıyor bilmiyorum. Merak da etmiyorum maalesef. 

Merak ediyorsanız deneyebilirsiniz. Bana hitap etmedi. 

Fikir olması açısından aşağıdaki sayfayı ekliyorum. 



Sevgiler :*


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

3 Eylül 2017 Pazar

Satılık Kitaplarım



Merhabalar, 

Bugüne kadar hiçbir kitabımı ne sattım, ne de sahafa verdim. 
Çocukluğumdan beri kendi çabamla oluşturduğum kütüphanemde birkaç bin kitap var. 
Elediğim, elden geçirdiğim kitapları genelde çevremdekilere, eşime dostuma dağıtırım. Ancak birkaç senedir doğru dürüst eleme yapamadım işler güçler yüzünden. 
Şimdi ise taşınmamız mevzu bahis ve benim kitaplarımın yarısını, belki yarısından da çoğunu yanımda götürme imkanım yok. Bu nedenle kitaplarımı elden çıkarmaya karar verdim.  
Okullara uygun olanları bağışlamak üzere ayırdım. Diğerlerini ise cüzi miktarlara blogumun facebook sayfasında satıyorum. Elden geçirdikçe yeni kitaplar ekleyeceğim. 

İlgileniyorsanız BURAYA Tıklayın! 


Sevgiler :)


31 Ağustos 2017 Perşembe

MİM: İşte Bütün Mesele Bu


Merhabalar,
Mim yapmayı pek bir seviyorum, mamafih mimlendikten sonra unutup gidiyorum. Bu yüzden kendime çok kızıyorum. O nedenle mimlenir mimlenmez hemen taslağa atmaya çalışacağım ki unutmayayım. 

Bu ise 
Blue Things'in oluştuğu bir mim.  Sağ olsun beni de mimlemiş. ^_^

Blog dünyasını bir apartman gibi düşünerek sorulara cevap veriyoruz. 
Ancak benim çoook geniş bir çevrem yok bu camiada. Hele de özelden yazıştıklarım iki elin parmaklarını geçmeyeceği için diğer arkadaşların yaptığı kadar dolu dolu olmayacağını şimdiden öngörüyorum. Yine de ortaya ne çıkacak ben de merak ediyorum. 

1-) Bu apartmanın başkanı kim?

Bizim başkanımız yok. Hepimiz eşit derecede söz hakkına sahibiz sanırım. Bu soruyu bu şekilde cevaplama nedenim aklımda kimsenin adının yanmaması da olabilir tabi. :)

2-) Apartmanın kütüphanecileri?

Kütüphanesi en geniş kişiler kimler diye düşünüyorum da hepimiz kendi aramızda yer azlığından ve kitap çokluğundan bahsediyoruz. Çünkü benim çevrem hep kitap blogu :) 

3-) Apartmanın en tatlı anneleri?


Hem bir kitapsever, hem bir anne; bir zamanların Okuma Sean blogunun sahibesi geldi hemen aklıma. Keşke yazmaya devam etse. :*

Aklıma gelen ikinci isim ise tanıyalı çok uzun zaman olmamana rağmen Dağınık Anne oldu. :)


4-) Sohbeti en tatlı olanlar?

Elbette en yakın olduğum Kitap Tutkusu, One Better Day, Fighting Blog, Evilin Dünya, Okuma Sean bu listenin başında geliyor. 
Aklıma gelen diğer isimleri bir sonraki maddeler için düşündüğümden eklemiyorum. 

5-) Her şey hakkında yazanlar?


Her şey hakkında yazan ve yazmaya devam etmesini istediğim One Better Day -_-

6-) Bu apartmanın en bakımlıları?

Ne kadar da hiç makyaj/kozmetik blogu takip etmeyen bir kız demişler :/

7-) Önerilerine çok güvendiğiniz komşular?

Madde 4'te saydıklarım dışında elbette ki Büyülü Ayraç ^_^
Tam bir tatlı kıs ve zevklerimiz çoğu konuda örtüşüyor. 

8-) "Öykü dinlemeye, kahve içmeye giderim." dediğiniz komşular?

Belle'nin Kütüphanesi'ne giderdim. Kendisiyle vikitap'ta tam bu şekilde konuşmalarımız vardı :)
Bir de bende hep bıcır bıcır bir insan izlenimi uyandıran, sevilesi Kuzey Işıkları var. <3

9-) Yeni taşınsa da, çok samimi olan ve alıştığınız komşular?

Beni mimleyen Blue Things ve Kitabın DNA'sı ile yeni yeni tanışıyor sayılırız ancak çok şirin olduklarını düşünüyorum. :)

10-) Bu apartmanın sağlıkla çok ilgilenenleri, bu konuda yazanları?


Yine aklıma kimsenin gelmediği bir kategori :/

11-) Anime delisi olan komşun?

Aslında buradaki birçok kategoriye girebilecek olsa da buraya sakladığım sevgili Bir Otakunun Dünyası ^^

12-) Kendine en çok benzettiğin ve koşulsuz şartsız en sevdiklerinden olan komşuların?


Buraya bir sürü kişi yazabilirim. Onlar kendilerini biliyorlar. :*


Böylece bir mimin daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Mimleyenin eli dert görmesin ve de canı çeken herkesin yapması dileğiyle. <3 



Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

26 Ağustos 2017 Cumartesi

Patron - Vi Keeland





Kitap Adı: Patron
Yazar: Vi Keeland
Çevirmen: Tuba Özkat
Yayınevi: Yabancı Yayınları
 Sayfa Sayısı: 308
Basım: Mayıs 2017


Bu aralar bloga geçme fırsatı olmasa da bir oturuşta bolca kitap bitirdim. 
Bunlardan biri de Yabancı Yayınları’ndan çıkan Vi Keeland’ın kaleme aldığı Patron’du. 

Son Okuoku siparişimde aldığım kitaplardan biriydi. Rast geldikten sonra konusunu beğenip sepete atmıştım. Gelen kitapları üst üste dizip daha sonra yerleştirmek üzere bir kenara koymuştum. Gece uyumadan önce kitap okuma isteği gelince bir anda gözüm bu kitaba takıldı. Neden olmasın diyerek yanımda Patronla yoluma devam ettim. 

Kitap; bu türde dil genelde olduğu gibi basit olduğu için çok akıcı, yer yer komikti. 
Diğer yetişkin romanslardan benim için ayrılan temel noktalardan biri buydu, eğlenceli ve komik olması.  Klişelerin çok uzağında bir kitap elbette beklemeyin ama kitabı okunulası kılan güzel detaylar vardı. 

Reese yemeğe çıktığı adamdan kurtulmak isteyince restoranın tuvalet sırasında arkadaşını arayarak onu "acil bir telefon"la bu durumdan sıyırmasını istemek niyetindedir. 

"Jules? Ben Reese. Hangi cehennemdesin? Sana ihtiyacım var. Bu şimdiye kadar çıktığım en kötü randevu. Cidden uyudum uyuyacağım. Uyanık kalmak için başımı birkaç kez masaya vurmayı düşündüm. Kan revan içinde kalmamı ve her yerimin morarmasını istemiyorsan, sahte bir acil durumla beni araman lazım. Beni geri ara, lütfen."

Ancak oradaki gizemli adam (Chase) onu iki yüzlülükle suçlar. Yerlerine döndüklerinde onun da restoranda başka bir kadınla yemek yediğini görür. Ve Chase uydurma bir tanışıklık hikayesi uydurarak partneriyle Reese'nin masasına oturur. 
Kitaba dair en sevdiğim detaylardan biri buydu. Chase'in rastgele hikayeler uydurması. O kısımlarda epey güldüm.

Gerçeküstü bazı gelişmelerle Chase, kitabın adının hakkını vererek Reese'in PATRONu oluverir. Ve olaylar gelişir. 
Kitap her bölümde Reese'in ve Chase'in bakış açısından dönüşümlü olarak anlatılıyor. Chase'in bölümleri genelde geçmişe dair. Ve yine bu türdeki klişelerden biri olarak esas karakterin yarasını/travmasını anlatıyor. 

"Korku ölümü durdurmaz, hayatı durdurur."

Reese, Chase'in ona karşı hamlelerini savuşturmaya çalışsa da Chase ufak ufak sızıveriyor çatlaklardan. Bunlar da bana göre hoş ayrıntılardandı. 

"Hasiktir. Gerçekten bu kadar büyük bir gerzek miyim?"
"Hayatım, seni tanıyorum. O duvarı adamı dışarıda tutmak için örmedin. Sana ulaşmak için yıkışını izlemek için ördün."

Sonuç olarak bu ortalama bir yetişkin romanstı. Türe özgü klişe yanları olsa da kendini sevdiren ayrıntıları da mevcuttu. Okurken özellikle ilk yarıda eğlendim. 
Yine sevdiğim şeylerden biri seri değil tek başına bir kitap olmasıydı. 
Kapağını ve renklerini de beğendim. Kapak resmindeki adamın göğsündeki piercing ayrıntısı da hoş çünkü kitaptaki karakterde de mevcut. 

İlla alın okuyun demiyorum ama elinize geçerse ve türü seviyorsanız bir bakabilirsiniz.

Sevgiler. 

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

15 Ağustos 2017 Salı

Eski Sevgili Yeterince Eski Mi? - Ayşe Nesrin


Kitap Adı: Eski Sevgili Yeterince Eski mi?
Yazar: Ayşe Nesrin
Yayınevi: Artemis Yayınları
 Sayfa Sayısı: 115
Basım: Ocak 2010


Bu mini kitap, kitap alışverişlerimin birinde hediye olarak gelmişti. Neymiş, ne değilmiş diye olduğum yerde karıştırırken okumaya başladım. Ve bitiriverdim. Minicik zaten.

Öncelikle bana göre kitabın adının kesinlikle kitapla bir alakası yok. Eski Sevgili Yeterince Eski mi? deyince ayrıldık ama bir şeyler bitmedi hissi veriyor. Ama hayır. 
Kapattığımda ben bu kitabı neden okudum diye düşünüverdim çünkü çok sıradan bir ilişki okudum. Hani bir arkadaşınız gelip size biriyle nasıl tanışıp sevgili olduğunu anlatıyor gibi bir his. Sıfır heyecan, sıfır merak. Karakterlere de olaylara da karşı içimde hiçbir şey uyanmadı. 

Normalde minik kitap mantığını severim. Kapak müthiş olmasa da ortalama seviyede. Burada da sıkıntı yok. Ancak sayfa aralarındaki tiyatro simgeleri ancak bu kadar itici olabilirdi. Ki ben o simgeyi pek sevmem de, yani burada kitaba suç bulmuyorum. Ve konuya da uyuyor. 


Konudan da kısaca bahsedersek, üniversite öğrencisi Esra'nın tiyatro çalışmaları sırasında tanıştığı ve bu dalda çalışan Murat'la ilişkisi anlatılıyor. Pek sıradan da ilerliyor. 

Soruyorum kendime; bana bu kitaptan ne kaldı?

Dipnot: Kitabı siparişten çıkan itici ayraçla okuyup içinde bırakıverdim. 

Sevgiler :*

 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

27 Temmuz 2017 Perşembe

Fahrenheit 451 - Ray Bradbury


Kitap Adı: Fahrenheit 451
Yazar: Ray Bradbury
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Yayınevi: İthaki Yayınları
 Sayfa Sayısı: 238
Basım: 2. Baskı: Haziran 2007



İlk olarak lisede okuduğum bu kitap ikinci okumamda da beni aynı şekilde etkilemeyi, düşündürmeyi başardı.
Klasik distopyaları ve klasik bilim kurguları apayrı severim. Yıllar önce yazılmasına rağmen günümüze o kadar güzel ışık tutup mesajlar yolluyorlar ki. 
Kitaptaki birçok şeyin yaşanabileceğini, bir kısmının da kısmen yaşanmaya başladığını rahatça görebilirsiniz. 

Bir devir düşünün ki itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil, çıkarmak. Daha doğrusu kitap yakmak! Kitap adını zaten kağıdın yanma derecesi olan Fahrenheit 451'den alıyor. 




İnsanları televizyon izlemeye, her geçen gün daha geniş ekranlı televizyonlar almak için borca girmeye teşvik eden bir yaşantı. Kitap okumanın gereksiz görüldüğü, hatta yasak olduğu; yaya gezmenin, insanlarla sohbet etmenin, yüzünü yağmura dönmenin garip kaçtığı bir dünya. Hayatın içindeki ayrıntıları yakalayamadan; hızlı, acele, yüzeysel yaşanan, koşturma içinde bir yere yetişmeli. 
Hazır bilgilerle doldurulan, düşünülmeden geçen mutsuz ömürler. Kaldı ki mutluluk bile sorgulanan bir şey değil. 

O zamanlar distopya olarak yazılmış bu eserin bazı kısımları günümüzde artık geçerli. İnsanı dehşete düşüren bir durum. 

****

Kitabın konusundan bahsetmemişim. 
İtfaiyeci Guy Montag otuzlu yaşların başındaydı. Evliydi ve kitap yakıyordu. 
Bu yaşamı sorgulamak Clarisse ile tanışana kadar aklına bile gelmemişti. 17 yaşındaki olgun kişilik, Clarisse Montag'a daha önce hayalini dahi kurmadığı gerçeklerin kapısını açacaktı. 

Kitapların yakılmadığı, okunduğu; itfaiyecilerin yangın çıkarmak yerine söndürdüğü bir devir hiç olmuş muydu?


Sizi sorgulamaya iten bir distopya okumak isterseniz tavsiye ederim. 
Ayrıca kitabın başında yazarın bu kitabın konusunu nereden ilham aldığı, yazmaya nasıl karar verdiğiyle ilgili kendi ağzından bir de ön söz bulunuyor. O kısmı da ilgiyle okudum. 

Sevgiler :* 

 


Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Distopik Kitaplarda Diktatör Rejim Olgusu ve Bu Konuyu Ele Alan Kitaplar




Distopyaları severim. Zaten bu etkinliği yapmamızın nedeni grupça bu türü sıkça okumamız. 

Ütopyadansa distopya tarzı kitapları okumak, bu konuda film/dizi izlemek bana daha cazip gelir. Okuduğum tüm ütopyalarda kendimce bir kusur, aksaklık bulmuşken; her şey bir türlü mükemmel olamazken distopyalardaki baştan aşağı bozuk düzen insanı kendine çekiyor. 

Gerçek hayatta bir ütopyada yaşamayı tercih edecekken kitaplarda okumak nedense beni esnetir, sıkıcı gelir. Distopyalarda insanın hem yıkıcı, hem de buna karşı çıkanlar sayesinde yapıcı gücünü bir arada görmek değişik bir his uyandırıyor. Bu tür 
çelik bir bıçağın yüzeyi kadar soğuk ve keskin, heyecan vericidir. İnsanoğlu işte hepimiz bir parça dram ve kaos olmadan yapamıyoruz. Oğuz Atay'ın da dediği gibi "Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor." 
İşte bunu en iyi hissettiren şeylerden biri de kitaplar. 

Bildiğiniz gibi distopyalar geleceğe dair olası, kötü bir senaryodur. 
Bu senaryoyu da oluşturmanın bir çok yolu olabiliyor. 
salgın hastalıklar, totaliter rejimler, zombi saldırıları, uzaylı istilaları, suyun/havanın tükenmesi, insanların dünyayı terketmek zorunda kalması, göktaşları, çevre kirliliği, iklim değişiklikleri, teknolojinin insanları ele geçirmesi... 

En çok rastladıklarımızdan biri ise totaliter rejimdir, diktatör rejim de diyebiliriz.

Burada sınıf ayrımını ve bu sınıfların hiyerarşik bir şekilde sıralanmasını; yani kast sistemini de açıkça görürüz. Fakir daha fakir, zengin daha zengindir. Ve alt sınıfta olanlar rahatça sömürülüp gözden çıkarılabilir. Yani toplumun yükünü çekenler en çok kazananlardır. 

Baskıyla ya da alt tabakayı türlü vaadlerle kandırmak suretiyle yönetilirler. Ve genelde okuduğumuz bu rejime karşı çıkanların mücadelesidir. seçilmiş kişi/kişilerdir bunlar. Her ne kadar filmler/diziler, kitaplar bu durumun seçilmiş kişiler aracılığıyla değiştirilebileceğini pompalasalar da bazen gerekli olan sadece toplumun bunu istemesidir.

Bu konuyu temel alan kitaplardan bahsetmek gerekirse;


#1 Açlık Oyunları

Bu seriyi bilmeyen yoktur sanırım. Bir dönem hem kitaplarıyla, hem de filmleriyle epey popülerdi. Ve güzel de bir seriydi.

 Eskiden Kuzey Amerika'nın olduğu yerde Panem diye bir devlet var. Devletin merkezi bir nevi asillerden oluşan Capitol. Buradaki herkes her türlü hakka sahip bir tür üst sınıf... 

Bir de mıntıkalar var. Toplamda 12 mıntıka var. Her mıntıkanın uzmanlaştığı bir alan var. Balıkçılık, tarım gibi... Eskiden 13. mıntıka da varmış, ancak daha önce mıntıkalarda oluşan ayaklanmada 13. mıntıka tamamen yok edilmiş. Ve her yıl bunu anmak için her mıntıkadan bir kız, bir erkek Açlık Oyunları'na katılıyor. Ölümüne bir oyuna...    

                                                               
seriye dair yorumum için TIKTIK!



#2 Kızıl Yükseliş - Pierce Brown

Bu kitap benim okuduğum son zamanlarda okuduğum en iyi distopyalardan biriydi. 
İçinde bir parça bilimkurgu da olan heyecanı yüksek bir seri. 




#3 Fahrenheit: 451 - Ray Bradbury

Bu kitap benim Okuma Etkinliği'miz için tekrar okumaya karar verdiğim kitap. Ayrıntılı yorumum gelecek. Kitapların yakıldığı bir gelecekte geçiyor. 



#4 George Orwell 

George Orwell politik eleştiri konusunda güçlü bir isim. 1984 ve Hayvan Çiftliği isimli kitapları zaten kültleşmiş durumda. Okunması gerekenlerden. 



#5 Kül - Shani Petroff & Darci Manley

Yine aynı temayı alan bu kitabın yorumunu One Better Day'den okumak için TIKTIK!

---

Bu konuda bahsedilebilecek hem klasik, hem güncel birçok kitap var. Birkaç örnek vermekle yetiniyorum bu kez

Sevgiler :*
 

Bu yazıyı "benherneysemo.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!
x